Bu Blogda Ara

29 Eylül 2017 Cuma

VERGİ ZAMLARI VE EKONOMİMİZ

Bence korkunç bir durum var. Ya bakanlar kendilerine deklere edilenleri son dakikada duyuyorlar ve alel usul cevaplar veriyorlar, yada bu bakanlar hiç bir şeyden anlamıyor. Bu bir hakaret değildir, bu bir gerçeği araştırmaktır.
Sayın bakan, tüm milletin gözlerinin içine baka baka basit bir hesap yapıyor. Diyor ki ne olacak 940 TL yerine 1200 TL verecek, hemde iki taksitte diyor.
Şimdi sayın bakana soruyorum:
Siz bağcıyı dövmek mi istiyorsunuz yoksa üzüm yemek mi? Bir kişi açısından bakıldığında durum öyle görünebilir ama Firmaların envanterlerinde birden çok araç vardır. Firmanın büyüklüğüne göre de araç sayısı çoğalır. Şimdi bunun o firmaların maliyetlerine nasıl etkileyeceği sizin söylediğiniz kadar basit değildir. Bu zaten maliyet sıkıntısı içinde ki firmaları zorlayacak, bunu finanse etmek için ise işçi çıkarmalara yönelecektirler. Maliyetleri arttığından ihracat güçleri daha da zayıflayacaktır.
Türkiye nin en çok ihracatına katkı sağlayan otomatif sektörü bu vergi artışları nedeniyle üretim sorunu yaşayacak ve güç kaybedeceği kesindir. Bu vergi artışları başarılı firmaları bir nevi cezalandırmaktır.
Türkiye de yatırım yapmak isteyenlerin böyle keyfi vergi artışları nedeniyle yatırım yapmak yoluna gitmeyecekleri de kesindir. Eğer kafanızı kaldırıp etrafınıza bakarsanız, bizden çok daha geri olan bir çok komşumuzun kısa zamanda bize yetişip, bizi geçtiğini görürsünüz. Bunun sebebi evrensel ekonomik kurallara uygun büyümeleridir. Siz enflasyon %5-6 yı geçmediğini resmi ağızdan ilan eder sonra %40-20 vergi zammı yaparsanız tüm dünya ya karşı inandırıcılığınızı kaybeder ve güvenilmez olursunuz.

25 Eylül 2017 Pazartesi

ALMANYA SEÇİMLERİ

ALMAYA SEÇİMLERİ BİTTİ. TÜM SİYASİLER BİR MASA BAŞINDA TOPLANDI VE ÖNCE ALMANYA'NIN MENFAATLERİ MESAJI VERDİLER. SIRA GELDİ BİZİM MONŞERSİZ SİYASETİMİZE. ESTİK, GÜRLEDİK, RESTLER ÇEKTİK, VATANDAŞLARIMIZA TELKİNLERDE HATTA DİREKTİFLER VERDİK. SONUÇTA ZATEN KRİTİK BİR DURUMDA OLAN AŞIRI SAĞ PATİLERİNİN EKMEĞİNE YAĞ SÜRDÜRDÜK VE BU PARTİNİN ALMANYA'NIN 2. PARTİSİ OLMASINA BÜYÜK KATKI SAĞLADIK. 
PEKİ YA ORADAKİ, VATANDAŞLARIMIZIN DURUMU BUNDAN SONRA NE OLACAK? BU KİMSENİN UMURUNDA DEĞİL. MONŞERSİZ DIŞ POLİTİKAMIZ MAALESEF ORADAKİ VATANDAŞLARIMIZIN GELECEĞİNİ DÜŞÜNMEK ZAHMETİNDE BULUNMADI. İŞİN GARİBİ BİZİM ORADA Kİ VATANDAŞLARIMIZIN DA UMURUNDA OLMAMIŞ DEMEK. O OY PUSULALARINA İSİM YAZAN VATANDAŞLARIMIZ SONUÇLARDAN KİMSEYİ SORUMLU TUTMAMALIDIR, TEK SORUMLU BİZZAT KENDİLERİ OLACAKTIR. DIŞ POLİTİKALAR GÜNLÜK OLAMAZ. BÖYLE BİR POLİTİKA UYGULANMASI HALİNDE BU POLİTİKA YOK DURUMUNDA OLUR. BUNDAN BÖYLE ALMANYA'DAKİ TÜRK VATANDAŞLARIMIZIN DURUMU KARADENİZ'İN FINDIK ÜRETİCİLERİNDEN FARKLI OLMAYACAKTIR.

4 Ağustos 2017 Cuma

ADALET İSTERKEN

Adalet isterken, neleri yanlış, neleri eksik gördüğümüzü de açık bir şekilde belirtmemiz gerekir. Adalet arıyoruz veya istiyoruz diye yola çıkmak askıda kalan bir mevhumu aramak gibi olur. Şu an uygulama nedir, neden adaletin her kese aynen uygulanmasında sorunlar çıkıyor açık bir şekilde belirtilmelidir.
Devletin adaleti şekillendirmesi adaletin her keze eşit uygulanmasında sorunlar çıkaracağı kesindir. Verdiği veya vereceği kararların siyasi erk tarafından nasıl değerlendireceğini bilemeyen hakim doğru ve adil karar vermesi beklenemez. Dünyada ki uygulamalara baktığımızda da şu açık olarak görünür.
Uygulama savcıların hükumet veya başkanlar tarafından atanması ama hakimlerin kendi iç dinamikleri ve belirlenmiş iş kariyer başarılarından tarafsız, etik, kurullarca değerlendirilmesidir.
Demokratik devletlerin bizi ciddiye alması ve bizimle hukuksal olarak iş birliğinde olabilmesi için bazı konuların açık ve anlaşılabilir olmalıdır.
1-Terör kavramı iki ucu açık bir kavram olmaktan çıkarılmalı. Kesin sınırları ve tarifi yapılmalıdır. Tüm dünyada geçerli bir terör tarifi vardır. Silah ve güç içermeyen faaliyetlerin terör kapsamında değerlendirilmesi dünya sizin kafanıza göre insanları terörist ilan edep etmediğinizden emin olmalıdırlar.
2-Teröre yardım ve yataklık kavramı da açık olarak belirlenmelidir. Fikren değil, fiilen teröristlere yer, mühimmat, nakil, finansal destek, Teröre yardım ve yataklık da şu unutulmamalıdır. Kalem ve söz ile insan öldürülemez.
3-Terör ile mücadelede şeffaf olmak devletleri baskıcı, soykırımcı ve gerçekten sivil halkı değil teröristleri hedef aldığından kimsenin kafasında bir soru işareti kalmamasını sağlar. Terör eylemlerinin üzerine giderken dünya basınını yanınıza almanız, insanların size inanmasını, terörist dediklerinizi sivil halktan ayırdığınızı dünya kamu oyuna gösterir ve onları mağdurlar olarak değil terörist olarak görmelerini sağlar.
Yoksa ben terörist diyorum sizde öyle kabul edin görüşü ülkemiz için geçerli olsa da dünya kamu oyu için geçerli olamaz.
4-İnsanları önce tutuklayıp sonra aylar geçen süreler sonunda tutuklama nedeni ve savci iddianame hazırlanması insan haklarına ve suçun tarifine uymamaktadır.Dünyanın bu insanları madur olarak görmesi gayet mümkündür.
5-Mevki sahibi insanların ağzından çıkacak sözler çok önemlidir. Türkçe konuştuğunuzda sizi yalınız Türk halkının duyduğunu düşünmeniz çok yanlıştır. Özellikle lider konumunda ki insanlar uluslar arası sorunları diplomatik yollarla ve masa başında çözmeye çalışmalıdır. Fransa ile en gergin zamanlarda, Almanya ile sorunlarda, bu ülkeler halklarına sorun yaşadıkları ülkeleri şikayet etmemişlerdir. Hitler ve Musolini bu örneklerin dışında dır.
6- Milli veya Türk usulü adalet olmaz. Adalet kavramları evrenseldir. Bu evrensel ilkelerin dışında uygulamalar üretmek o milletleri yalnızlaştırır ve diğer ülkeler ile sorunlar yaşamak durumunda kalırlar.
7-Devletler şeffaf olmak zorundadırlar. Savaş muhabirleri bu nedenlerle vardır. Dünya kamu oyu önünde korkmadan, çekinmeden, uygulamalarınızın doğruluğundan emin hareket etmek ve dünya basınının sizi en yakından izlemesini sağlamak size olan inandırıcılığı en üst seviye taşır. Böylece dünya ülkeleri siz istemeden sizin yanınızda olur. Yoksa, benim söylediklerime, gösterdiklerime inanacaksınız savı belki ülke içinde rağbet görür ama o kadardır.
8-Gizli tanıklık uygulaması muhakkak gözden geçirilmeli ve kimlerin gizli tanık olabilecekleri açıkça belirtilmelidir. Dünya da çok geçerli olan bu uygulama muhakkak yasal delillere dayandırılmalıdır. Ben geçiyordum onu orada gördüm. İfadesi muhakkak resim, ses kaydı, belgeler ile desteklenmelidir. Aksi takdirde insanlar bunu bir iftira olarak görebilir. Savcılarla yapılan anlaşmalar muhakkak somut delilere dayandırılmalıdır. yoksa aynı suçu işleyen iki kişiden birini cezalandırırken diğerini mükafatlandırmak olur ki bu yanlış ve izahı mümkün olmayan bir durumdur. Bu şekilde alınan ifadeler ile suçlananları dünya kamu oyu suçlu olarak değil mağdur olarak görür.
9-İnsanları önce tutuklayıp sonra suç aramak dünya kamu oyunda mağdur yaratmaktan başka bir işe yaramaz. Tutuklu gazeteciler buna örnektir. Haklı olsanız bile yalnız uygulamanız nedeniyle dünya kamu oyunda onları mağdur kendinizi zalim durumuna getirirsiniz. Delileri karartma olamaz, çünkü artık göz önündedirler. Yapacakları her yanlış hareket aleyhlerine çalışacaktır. Bir tek ülke dışına kaçmaları söz konusudur ki sınır güvenliğini sağlayamayan bir ülkede konuşulacak fazla bir şey yoktur zaten. Elektronik kelepçe tak, peşine birini tak vs vs vs. Bu gibi insanların bir şekilde yurt dışına kaçmaları halinde devletlerin bunları suçlu gibi değil, mağdur gibi karşılayacağı kesindir.
10-İnsanlar fikirlerini rahatça ve korkmadan açıklayabilmeli, tartışabilmelidir. Fikir tartışmalarının olmadığı yerlerde kaba kuvvet hüküm sürmeye başlayacaktır. Yakalanan PKK lılara neden PKK lı oldukları sorulmuşmudur acaba, sorulduysa bunlar açıklanmışmıdır, tartışılmışmıdır. Bu gibi konuların tartışmaya açılması teröristlerin elini zayıflayacak en önemli kriterdir. Yıllarca sorunların üzerine fondöten sürerek çözülmüş gibi göstermek yerine gerekli ilaçlarda tedavi etmek yönüne gidilseydi,  bu gün bir çok sorunu yaşamıyor olabilirdik.
Ülke içinde ki bir azınlığı dünya kamu oyunda mağdur olarak göstermek tamamen bizin ülke yönetimlerimizin uygulamaları neticesidir. Bizim terörist ilan ettiğimiz PKK ya Avrupanın kuçak açması tamamen o yörelerdeki feodal (Aşiret) yapılarına dayanmaktadır ve o feodal yapıya karşı çıkanları ise halk oyları mağdur olarak görmektedir.
11-Laiklik prensiplerinden taviz vermememiz gerekir. İslam dünyasının içinde bulunduğu karmaşa laik anlayıştan uzak yönetimlerle idare ediliyor olmalarıdır. Laiklik dinsizlik değildir. Dinle devlet idaresini bir birinden ayırmak, insanların inançlarında ve bu inançları uygulamalarında özgür bırakmak, irada hakimiyetini en üst düzeyde geliştirmektir. Şortlu bir kız gördüğünde tahrik olmamak, sarıklı ve cübbeli birinden de rahatsız olmamaktır. sana helal olmayana gözle bile bakmamaktır. İnsanların ilim ve bilimle uğraşmaları durumunda dinden kopmayacaklarına inanmaktır. Tarikatlar dini kullanarak oluşturdukları kayıtsız şartsız kendilerini akıllarını, ianançlarını bir kişinin emrine vermelerinden kaynaklanan güç ile devlet idaresini ellerine geçirmek emelleri arap dünyasını bu gün içinde bulundukları kaos durumuna getirmiş ve gelişmiş ülkelerin sömürgeleri olamalarına neden olmuştur. İşte laiklik ilkesi bunun önüne geçmek, güçünü dinden değil halkdan alan yönetimler kuruarak gelişmelerin önünü tıkamamak prensibinden kaynaklanır.
İslam ülkelerinin içinde bulunduğu durum işte bu ilkelerin olmamasından dır. Bilim ve ilimden uzak, çeşitli dini gurupların ülke veya yöre yönetimlerinde söz sahibi olma faaliyetleri, kadını değersizleştirerek sekse dayalı bir erkek hegemonyası kurulması çatışmalara, kan dökülmelerine, birlik oluşturamamalarına neden olmakta ve emperyalist ülkelerde bunları rahat rahat kullanmaktadırlar.Şayet İslam ülkelerinde Amerika, Rusya, Japanya, Almanya, İngiltere deki teknoloji ve ilim olsaydı, laiklik ilkeleri çerçevesinde dünyayı yönetenler İslam ülkeleri olurdu. İnsanlar Müslüman ülkelerde batı ülkelerine kaçmaz aksine oralardan Arap ülkelerine göç başlardı.
Laiklik ilkesi ile bir çok hoca kılıklı sapıkların, kendi sapıklıklarını İslam dinine yamama imkanı bulamazlardı. Laiklik ilkesi ile İslam dini kafa kesen, kendi ile yüzlerce masum insanı öldüren canlı bomba  teröristler gibi anılmak yerine dünya da lider teknolojik ve bilimsel aşamaları ile anılır olurdu.Atatürk'ün laikliği gerçek manada anlatmaya ömrü yetmediği gibi ondan sonra gelenlerde hiç mi hiç anlamadı. Türkiye, Araplaştırılmadıkça bunu başarabilecek tek ülke durumundadır.

30 Mayıs 2017 Salı

Voltaire’den Dünya’ya Damgasını Vurmuş 22 Vecize!..

Voltaire’den Dünya’ya Damgasını Vurmuş 22 Vecize!..
Voltaire, 1694 ile 1778 yılları arasında yaşamış, 18. Yüzyıl Fransa’sı için dönemine damgasını vurmuş yazar ve filozoftur.  Eserleri kadar, çağının insanlarına yol gösterici vecizeleri ile de ünlüdür
1-Yaşam bir rüyadır, ölüm ise bir uyanış.
2-Kendilerini başkalarının kurtarmasını bekleyen kişiler yalnız kölelerdir.
3-Söylediklerini kabul etmeyebilirim ama bunları ifade hakkını ölene kadar desteklerim.
4-Birçoğu yanlış düşünür, bazıları hiç düşünmez, gerisi düşünenleri kötüler.
5-Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen başkalarını değiştirmeye çalışmada şansının ne kadar az olduğunu anlarsın.
6-Pek az insan başkalarının deneyimlerinden yararlanmayı bilecek kadar akıllıdır.
7-Kendinden daha güçsüz olanlara güç gösterisinde bulunanlar ancak korkaklardır.
8-İnsan, zekâ karşısında eğilmeli, ama şefkat karşısında diz çökmelidir.
9-Kendini akıllı sanan herkes aptaldır.
10-Yapabildiğin kadar söz ver, sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.
11-Hırs bir teknenin yelkenini şişiren rüzgâra benzer. Fazlası tekneyi batırır, azı tekneyi olduğu yerde saydırır.
12-Korku suçu, suç cezayı doğurur.
13-Kötü insanlar, yeryüzüne serpilmiş bir avuç iyi insanı sınamaya yarar.
14-Kendimizden güçsüz olanlara öfkelenmek kendi güçsüzlüğümüzün göstergesidir.
15-Tarih, üzerinde fikir birliğine varılmış masallardır.
16-Batıl inanç ve cehaletten oluşan fanatizm, bütün asırlar boyunca bir hastalık olmuştur.
17-Cesur olduğumuzu, ancak tehlike ile karşılaşınca anlarız. Ama tehlikeleri seçemeyen adama hemen kahraman gözü ile bakmak yanlıştır.
18-Çalışmak bizi şu üç büyük beladan kurtarır: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar ve yoksulluk.
19-Ne kadar çok bilirsen, o kadar az emin olabilirsin.
20-İnsanın karşısına iyilik etme fırsatı kötülük etme fırsatından çok daha az çıkar.
21-Dil dökenin yüreğinde kötü niyet saklıdır.
22-Küçük insanların büyük gururları olur.”

Kıssadan hisse: “Koyunlar ömürlerini kurtlardan korkarak geçirirler.   Hâlbuki eninde sonunda onları yiyenler başlarındaki çobanlarıdır!”  (Anonim). Erdal Akalın (29.05.2017)

8 Mayıs 2017 Pazartesi

OKULDA Kİ CİNAYET VE SORUMLULARI

OKULDA Kİ CİNAYET İÇİN TİMSAH GÖZ YAŞLARI DÖKENLER:
Her gün hemen hemen her kanalda izlenmeye sunulan dizilere bir göz atın lütfen. Kaba kuvvet, dövüş, silahların konuşması, yasaları kendilerinin uygulamak isteyen babalar, çocuklar vs. vs. 
İşte bunların etkisinde kalan çocuk kabadayılığı fazilet, kendini vazgeçilmez sanarak kendi adaletini uyguladı. Olay bu kadar basittir ama çözümü ve burada uygulanmak istenen amaç çok daha karışıktır.
Özellikle Radyo televizyon üst kurulu saçma sapan reklam uygulamaları ile uğraşmayı bırakıp, bu dizilerin içeriklerini inceleseler çok daha iyi olacağını sanıyorum.

13 Nisan 2017 Perşembe

HASAN ARSAN

HASAN ARSANhttps://twitter.comKILIÇDAROĞLU O GECE KİMLE GÖRÜŞTÜ
SAYIN ULU ORTA KONUŞANLAR, KILIÇTAROĞLU'NUN 40 DAKİKALIK TELEFON KONUŞMASINI BİLDİĞİNİZE GÖRE KİMİNLE NE GÖRÜŞTÜĞÜNÜ DE BİLİYORSUNUZDUR. LÜTFEN AÇIKLAYIN, AÇIKLAYIN Kİ ÇAMUR AT İZİ KALSIN POLİTİKASI YAPMADIĞINIZ ANLAŞILSIN. BUNUN İÇİN ELİNİZDE HER TÜRLÜ GÜÇ VAR.
Şu an ki söylevler gösteriyor ki evet çıkması halinde ilk hedef şu an ki muhalefet partisi olacaktır. Bunun sonucu Türkiye de tek partili bir yönetim şekli oluşacaktır.Oda devlet partisi olan başkanın partisi olacaktır. Bu son seçme şansımız olabilir. Kaldı ki hayır çıkması halinde milletin kararına rağmen OHAL devam ettirilerek yinede gücünü ne halktan nede anayasadan alan bir yetki ve güç kullanılmaya devam edecek ama bu sefer de anayasayı çiğneme suçu da devam edecektir.